Amsterdam Gezi Notları

Kardeşim Hale ve eşi Hasan ile gezmeyi çok seviyoruz diye bu sene neredeyse bütün gezi planlarımız ortak. Bu sefer de onlar yıllık izinlerinde Avrupa'da olacaklardı ve son 3 günü Amsterdam'da birlikte geçirecektik.
Ekim'de Paris'te o kadar üşüdük ki "Mayıs'tan önce Avrupa'ya ayak basmam arkadaş!" diye karar aldık. Ve 17-19 Mayıs'ı Amsterdam gezimiz için uygun tarih olarak belirledik. Ne gaflet!
Gitmeden önce hava durumuna baktığımızda ne görelim, yağmur çamur, sıcaklıklar 10 derece, 12 derece… Yün kazaklar kondu bavula… Uçacağımız gün vize şirketinden pasaportlarımızı almaya İzmir'e gittim, hava 27 dereceydi ve benim elimde bir yün ceket, bir deri ceket, çantamda ise bere vardı. Oysa İzmir halkı tril tril elbiseleriyle boy gösteriyordu. Durumum Umut Sarıkaya'nın "mont beni" karikatüründen farksızdı…
Bu sefer vize başvurusunda da geç kalmıştık, Hollanda konsolosluğu yetişmez demiş. Biz de rotamızı Almanya'ya çevirdik. Vizeyi Almanya'dan alınca Avrupa'ya Almanya'dan giriş yapmanın daha sağlıklı olacağını düşünerek gidiş biletimizi de Almanya'ya çevirdik. Ve Köln'den Amsterdam'a trenle geçtik. Tam 5 aktarma yaptık, aktarma noktalarında yarımşar saat tren bekledik filan… Al sana üniversite yıllarında yapamadığın Interrail'in bir gecelik versiyonu… Bavullar ile istasyonlarda uykusuz kalma zevkini tatmış olduk.
Sabah 5, hava buz
Neyse uzun bir yolculuktan sonra cuma sabahı Amsterdam'a varmıştık. Merkez tren istasyonu yani Centraal Station' dan şehre giriş yaptık. Uçak ile gelmiş olsaydık da havaalanından bu merkez istasyona trenle gelecektik (3,70 Euro ya bilet alarak). Centraal Station'ın mimarisi ve görkemi sizi etkileyen ilk şey olacak Amsterdam'da.
Centraal Station, Merkez tren istasyonu
Otel seçeneklerine gelirsek, Amsterdam çok turistik olduğu için otel fiyatları çok yüksek. Biz kişi başı geceliği 60 euro olan biraz şehir dışında bir otel seçtik, Ibis Amsterdam City West. Ibis bir oteller zinciri ve Centraal Station'ın yanında da bir şubesi var. Fakat bizim gideceğimiz tarihte orası müsait değildi. Biz kendi otelimizden memnun kaldık, merkezden otobüs ile 10-15 dakikada gidebiliyorduk. Ama biraz daha geniş bütçeniz varsa merkezde tren istasyonuna yakın bir bölgede kalmanız size zaman kazandıracaktır.
Otelimizden merkeze gitmek için otobüs bekliyoruz
Şehir içinde ulaşım oldukça rahat, tramvaylar ve otobüsler var. Yürüyerek de gezilebilecek bir şehir aslında, ama yine de bazen kendinizi yormamak için toplu taşıma gerekiyor. Özellikle de oteliniz şehir dışındaysa kullanmanız şart. Toplu taşıma için 2 seçenek var:
Birinci seçenek, I Amsterdam kartı satın alıyorsunuz, hem toplu taşıma sınırsız, hem de bazı aktivitler ücretsiz (kanal turu gibi) ve bazı müzelere bedava veya indirimli giriş sağlıyor. Gitmeden önce sitesine girip bakın, hangi aktivitelere katılmayı düşünüyorsanız sizin için ekonomik olup olmadığına karar verin. Sitesi için buyrun tıklayın.
İkinci seçenek bizim gibi çok müze gezme odaklı olmayanlar için. Biz GVB'nin 72 saatlik sınırsız ulaşım kartını aldık. 16.5 euro idi. Bu kartı hem tramvaya binerken hem de inerken okutuyorsunuz. GVB sınırsız şehiriçi ulaşım kartı fiyatları için sitesine tıklayın.
Otobüs ve tramvay kullanacağımız zaman gidip duraklara bakıyorduk, her durakta oradan hangi numaraların geçtiği ve hangi duraklarda durduğunun listesi var. Centraal Station yani merkez tren istasyonunun önünden kalkan 5 numaralı tramvay benim favorim oldu, çünkü en turistik yerlede duruyordu.
Toplu taşımanın merkezi de İstasyon Meydanı
Amsterdam kanallar şehri, kuzeyin Venedik'i olarak anılıyor. Aslında Venedik'ten daha fazla kanala sahipmiş. Şehirde yapılacaklar listesinin en başına kanal turunu koyabilirsiniz. Böytlece şehri panaromik olarak görmüş oluyorsunuz. Turist tekneleri sizi gezdiriyor, bir yandan İngilizce anlatım var. Tur 1 saat sürüyor, ücreti 15 euroydu. Kalkış noktaları yine Centraal Station meydanında.
Kanal turlarının başladığı bölge de istasyonun hemen önü
İç içe köprüler
Bazı köprüler gerektiğinde açılıyor
Kanal turu esnasında Amsterdam'ın tipik binalarını görüyoruz. Aslında bütün sokaklar aynı gibi geliyor, evlerin farklılıkları ayrıntılarda gizli. Her binanın tepesinde birer kanca var, bunlar yükleri makaralar ile üst katlara taşımak içinmiş.
Evlerin yamukluğuna dikkat! Dancing House deniliyormuş bunlara, yani dans eden evler
Her binada var bu kancadan
Kanallarda yüzen evler göreceksiniz, boat house olarak geçiyor. Buralarda yaşayanlar var gerçekten. Ki turistlere kiraya da veriliyormuş, ilginç bir deneyim olmaz mıydı? Bir de yüzen gemi şeklinde lüks oteller var.
Stationsplein denilen merkez tren istasyonunun olduğu meydan her şeyin merkezi gibi. Buradan meşhur Dam meydanı yürüme mesafesinde. Dam meydanına giden 2 ana cadde var. Birisi Damrak caddesi, diğeri ise Nieuwezijds Voorburgwal. Bu birbirine paralel 2 ana caddenin aralarındaki sokaklara da girip çıkmak gerek, oldukça turistik bir bölge.
Dam meydanına gider iken
Damrak Caddesi
Dam meydanı Amsterdam'ın en meşhur meydanı. Burada neler mi var? Amsterdam Kraliyet Sarayı (Koninklijk Paleis), Hollanda hükümdarlarının taç giydiği bazilika Nieuwe Kerk, balmumu heykeller müzesi Madam Tussaud var. Bunların yanı sıra bir çok turist grubu ve jonglörler bu meydanda görecekleriniz arasında.
Kraliyet Sarayı
Dam Meydanındayız
Bir başka önemli meydanımız Rembrandtplein. Burası adını ünlü ressam Rembrandt Harmenszoon van Rijn' den alıyor. Hatta meydanın ortasındaki heykel, sanatçının ünlü eseri "Night Watch" ın temsiliymiş. Rembrandtplein kafelerin ve barların bol olduğu eğlenceli ve renkli bir meydan. Buradaki Starbucks'ın dizaynı çok güzel, kahve ve internet molası verebilirsiniz. Meydana çok yakın bir yerlerde Güllüoğlu tatlıcısına da rastlayabilirsiniz.
Rembrandtplein
Rembrandtplein'e Dam'dan yürüyerek gelin. Rokin caddesini de kullanabilirsiniz ama arka paralelindeki Kalverstraat sadece yayalara açık ünlü bir alışveriş caddesi. Bu caddede yürüyüp alışveriş yapabilirsiniz.
Remrandtplein'e yürüme güzergahındaki önemli turistik noktalardan biri Begijnhof. Spui meydanına çıktığınızda sorun yerini, içeriye bir tahta kapıdan giriyorsunuz. İçerisi küçük bir köy gibi, eski ahşap bahçeli evler var. Eskiden rahibeler yaşıyormuş bu bölgede.
Begijnhof'daki eski tahta ev
Begijnhof
Begijnhof'tan çıkınca Amsterdam Çiçek Pazarı'na, yani Bloemenmarkt'a çok yakınsınız. Bu çiçek pazarından sevdiklerinize çok güzel hediyeler alabilirsiniz.
Amsterdam çiçek pazarı
Yine bir meydan var bahsetmek istediğim, Leidseplein. Burası en canlı, en eğlenceli yerdi bana göre. Kafelerin restoranların bol olduğu, gençliğin cıvıl cıvıl olduğu nokta. Biz yemeklerimizi genelde bu bölgede yedik, yeme içme faslında anlatacağım…
Leidseplein Taksim Meydanı ise İstiklal Caddesi Leidsestraat'tır. Ortasından geçen tramvay da bu benzetmemi doğruluyor. Her ne kadar nostaljik olmasa da tramvay geçmesi buranın ulaşımını kolaylaştırıyor. Leidsestraat üzerinde güzel dükkanlar var, yine bol bol gezin. Benim en sevdiklerimden biri tasarım ürünler satan Pylones oldu. Dükkanların pazar günü de açık olması ayrıca hoşuma gitti.
Leidsestaat
Son önemli meydanımız da Museumsplein. Burası meşhur I Amsterdam yazısının da bulunduğu, müzeler bölgesi. Amsterdam'ın en önemli müzelerinden Rijksmuseum'un önünde duruyor mevzubahis yazımız.Van Gogh müzesi ve daha bir çok müze de bu civarda. Müzeler çok revaçta, önlerinde hep sıra var. I Amsterdam yazısı da ayrı bir alem, dünyanın bir çok yerinden turist burada fotoğraf çekilmeye geliyor.
Rijksmuseum ve I Amsterdam
Yanına yanaşabilir miyiz acaba derken
Biz de şekilden şekile girmeye başladık
Turist halleri
Museumsplein'e gelmişken 10 dakika yürüyüp Vondelpark'a gidin. Burası yemyeşil, şehrin ortasında bambaşka atmosferde bir park. Avrupa ve Amerika'daki bu tür parkları hep çok beğenip kıskanmışımdır. Mümkünse bisikletle gezilecek bir park burası.
Vondelpark Hatırası
Vondelpark ne güzel bir park
Amsterdam sadece meydanlardan ibaret değil, hemen hemen her sokağında canlılık, eğlence ve aktivite var. Görülmesi gereken diğer bölgelere gelirsek…
Red Light District, Kırmızı fenerli evler bölgesi Amsterdam'ın özgürlükler şehri olmasının sebebi diyebiliriz. Siz de burayı benim gibi bir cadde olarak hayal ediyor olabilirsiniz, aslında burası bir bölge ve sınırları Zeedijk, Kloneniersburgwal, Damstraat ve Warmoesstraat olarak belirlenmiş. Dam meydanından yürüyerek 5 dakika mesafede olan bu bölge seks turizminin merkezi.
Sokaklarda kırmızı lambalı camlı bölmeler var, camın arkasında bayanlar müşteri çekmeye çalışıyor. Vitrinden içeri bakarak geziyor her yaştan turist. Buralarda kendini pazarlayan bayanlara bakıp merak gidermek için gezenler sadece erkekler değil, bayanlar ve çocuklar da çok bu bölgede. Bazen kapıyı aralayıp pazarlık edenleri de görüyorsunuz, veya içeriden çıkanları… Bayanların fotoğraflarını çekmek yasak!
Red Light District – Kırmızı lambaların altında neler oluyor?
Seks shoplar ve seks temalı hediyelik eşyalar satan bir çok dükkan var bu bölgede. Zaten Amsterdam'da her yerde göreceğiniz "XXX" logosunın asıl anlamı farklı da olsa şu an şehirdeki seks ve uyuşturucunun özgür olmasının bir sembolü haline gelmiş. (Aslında x lerin şehiri koruduğuna inanılıyormuş)
Red light district ve diğer bir çok yerde de karşınıza çıkabilecek olan Coffee Shop adı verilen kafelerde esrar içmek ve içinde esrar olan keklerden yemek serbest. Bir çok turist bu Coffee Shoplarda farklı deneyimler yaşamak için Amsterdam'a geliyormuş. En ünlü Coffe Shop bir çok şubesini gördüğümüz Bulldog imiş.
Dam Meydanının batısında kalan Heren-Gracht, Keizers-Gracht ve Prinsen-Gracht kanalları Amsterdam'ın en güzel kanalları. Burada birbirini kesen 9 cadde (9 straatjes) isimli bölgede güzel tasarım eşyaların satıldığı dükkanlar, lüks butikler, güzel kafeler var. Amsterdamlı gençler turistik bölgelerde değil, asıl buralarda takılırlarmış.
9 caddelerde yağmur vardı
Bu bölgede Runstraat üzerindeki "De Kaaskamer" şehrin en iyi peynircisi diye duyduk, içeri girip tattık ve biraz peynir aldık. Daha sonra turistik bölgelerde karşılaştığımız ve bir kaç şubesini gördüğümüz Henri Willig Cheese and More'un da çok popüler olduğunu öğrendik. Peynirleri vakumlu ambalajlara koymuşlar, böylece hemen buzdolabına koymasanız da oluyor, eve gidene kadar (belki daha uzun süre) idare ediyor.
Peynir almadan dönmeyin!
Yine bu bölgedeki Spuistraat güzel alışveriş caddelerinden.
Museumsplein civarındayken Ferdinand Bolstraat caddesi üzerinde yürünebilir. Buradaki Duikelman adlı dükkanda binlerce çeşit mutfak eşyası satılıyor. Özellikle pastacıların bayılacağı bir dükkan. Cadde üzerinde 68 numarada.
Ferdinand Bolstraat'ı dik kesen caddelerden biri de Albert Cuypstraat. Buranın en önemli özelliği de pazartesiden cumartesiye her gün burada sabah 9.30 akşam 17.30 saatleri arasında pazar kurulması. Bu pazar kalabalık ve turistik, ama güzel ve ucuz şeylere rastlamak mümkün. Albert Cuyp Market'ten başka Waterlooplein'de de güzel ve büyük bir pazar varmış ama biz oraya gitmedik.
Albert Cuyp Pazarı
Amsterdam'da neler yapılır sorusuna gelecek olursak,
Kanal turunu ilk sırada saymıştık.
Kanal turundayız
İlgi alanınıza göre müzelere gidebilirsiniz. Yalnız çok dikkat etmeniz gereken kural, Amsterdam'da zamanınız az ise müze biletlerini internetten veya oraya gittiğinizde turizm acentalarından almaya özen gösterin. Çünkü sıralarda çok zaman harcanıyor. Rijksmuseum, Van Gogh ve Madame Tussaud en ünlülerden.
Biz sanat müzelerini çok tercih etmedik ama Anne Frank House müzesini gezmeden geri dönemezdik. Bileti internetten aldığımız için çabucak girdik içeri. Anne Frank'ın 2. dünya savaşı sırasında 2 yıl boyunca ailesiyle gizlendikleri evi geziyorsunuz. Bu evde saklandıkları sırada Anne'nın yazdığı günlük daha sonra babası tarafından bulunmuş, kitap olarak basılmış, filmi de çekilmiş. Ben "Anne Frank'ın Hatıra Defteri" adlı kitabı yıllar önce okumuştum.Saklandıkları yeri ve Anne'nin notlarını yerinde görmek, bir nevi tarihe tanıklık etmekti. Gerçekten etkileyici bir müze. Müzeyi gezerken bile 1 saatte o daracık yerden sıkılıyorsunuz, Anne ve ailesinin 2 yıl boyunca orada nasıl zaman geçirdiklerini hayal etmek çok acı.
Amsterdam Dungeon ise turistler için tasarlanmış bir başka aktivite. Orta çağda Hollanda'da gerçekleşmiş işkenceleri anlatan, Amsterdam'ın karanlık tarihine değinen bir show, interaktif bir korku tüneli diyebiliriz. Merak ettik, gidelim dedik. Biletimiz internetten almıştık, yine de bekliyorsunuz kapıda. En son akşam 5'te giriliyor içeri. İçeride sürekli yer değiştiriyorsunuz, her yerde farklı showlar var. Verdiğiniz 17.5 euroya değiyor mu, bizce hayır. Sadece aşağıdaki fotoğrafı çekildiğimiz için mutluyuz
Komik değil miyiz?
Heineken oranın en ünlü birası. Zamanımız olsaydı Heineken Experience adlı aktiviteye katılmak isterdim. Bu aktivitede Heineken birasının üretim aşamalarını tecrübe edip fabrikayı geziyormuşsunuz ve bira tadıyormuşsunuz.
Amsterdam planımızda beni en ama en çok heyecanlandıran aktivite de bisiklet turumuz olacaktı. Şöyle ki Amsterdam'da bisiklet bir sembol, bir ulaşım aracı. Heryerde göreceğiniz bisikletlerin park alanları oldukça geniş yerler kaplıyor.
Bir bisiklet otoparkı
Bu arada bisikletlerin eskiliği göze çarpıyor, bu da çalınma riskinin yüksekliğindenmiş. Çoğu bisiklette fren bile yok, geri pedal yaparak duruyorlarmış. Siz de Amsterdam'a gittiğinizde canınız bisiklete binmek isteyecek, ama bu o kadar da kolay değil. Çünkü önceden söylediğim gibi bisiklet burada bir ulaşım aracı, hızlı gidiyorlar. Siz ise bisikletin üstünde bir elinizde harita ile nereye gideceğinizi bilemeden yolları meşgul eden bir turist oluyorsunuz. Belki şehri iyice öğrendikten sonra gezinizin son günlerinde günlüğü 7-8 dolara bisiklet kiralamayı düşünebilirsiniz.
Çoğu bisiklet eski
Neyse ama çok güzel bisiklet turları var, bir rehber eşliğinde grup olarak sürüyorsunuz. Trip advisorda gördüğüm kadarıyla Joy Ride Tours ile ilgili süper yorumlar yapmışlar. Biz de rezervasyon yaptırdık, Vondelpark'ı gezip şehir dışına bisiklet ile çıkacaktık, yel değirmenlerini görüp peynir alacaktık… Ama aksilik oldu, hava şartları çok kötüydü ve biz gidemedik. Siz gidin bizim yerimize de olur mu? Ve mutlaka bana anlatın nasıl geçtiğini.
Bisikletsiz Amsterdam düşünülemez
Amsterdam'da neler yedik kısmına gelirsek…
İlk gün asıl aradığımız yeri bulamayarak bir İtalyan Restoranına girdik Leidseplein'in arka sokaklarında. Antonios adlı bu mekanın pizzası güzeldi, fiyatları normaldi, 11.5 euroya menüler vardı.
Asıl aradığımız yer iste Castell Barbecue idi. Burası bir steakhouse, etseverler için cennet diye duyduk. Siz de Amsterdam'da güzel romantik bir yemek yiyelim derseniz ve etle aranız iyiyse buraya uğrayın. Lokasyon aslında çok kolay, Leidseplein'de kanal kenarı. Mekanda şömine başında koltukta oturarak yiyorsunuz. Masa yok, kucakta yeniyor. Biz Türkler olarak misafirliklerde kucakta yemeye alışkın olduğumuz için zorlanmadık Brasil Fabuloso yedim ve gayet memnun kaldım. Fiyatlar ve online rezervasyon için sitesine tıklayın.
Diğer bir gün de Foursquare den sushicileri kurcaladım. Malum Türkiye'de sushi her yerde yok ve çok pahalı. Gitmeden yiyelim dedik ve Sumo Sushi'yi bulduk Leidseplein'de. Buranın sistemi "all you can eat" yani "yiyebildiğin kadar ye". Yemek istediklerini sen seçiyorsun, çeşit çok fazlaydı, çorbalar da dahildi ve gelen her parça çok lezzetliydi (bana göre). Biz öğlen yemeği için gittik ve kişi başı 18.5 euro ödedik. Akşamları fiyat artıyormuş.
Sushimizi Sakuralar altında yedik
Bir gün Türk kahvaltısı edelim dedik. Haleler 1 haftadır yurtdışında oldukları için hasret kalmışlar. Burada Centraal Station'a yakın Nieuwezijds Voorburgwal'da İstanbul adlı bir yere gittik. Buranın çorbaları güzeldi, kahvaltısından da memnun kaldık. Garsonlar Türk'tü ve çok cana yakınlardı. Ağız tadıyla bir çorba içeyim diye Türk mekanı isterseniz tavsiye ederim.
Pastanelere gelince, Melly's Cookie Bar diye bir yer çarpmıştı gözüme Dam Meydanına çıkarken. Çok sevimli bir görüntüsü var. Garsonları biraz antipatik gelse de gidilebilir bir mekan. Yine Nieuwezijds Voorburgwal'da. Yine bir başka sevimlilik abidesi rengarenk pastane de Ferdinand Bolstraat üzerinde De Taart van m’n Tante. Çok doluydu, oturamadık. Red light bölgesindeki Metropolitan da cezbetti ama o an girmedik.
Melly's Cookie Bar
"Amsterdam'a geldim simit mi yiyeceğim" demezseniz Simit Sarayı da varmış, Kerkstraat üzerinde. Bazen insan yurtdışında yemek seçerken sıkıntı yaşıyor. Özellikle tatlı kahvaltılıklardan hoşlanmayanlar için iyi bir seçenek bence.
Amsterdam'dan hediye veya hatıralık bir şeyler alırken hiç zorlanmayacaksınız. Tasarıma çok önem veriliyor anladığım kadarıyla. Binaların bir tarzı olduğu gibi hediyelik eşyaların da tarzları var. Farklı tasarlanmış mutfak eşyaları, bateri bageti şeklinde chop stickler, ilginç kontakt lens kapları gibi ürünler satan bir çok dükkan gördük. Bıyık teması orada da çok moda, bıyık figürlü pipetler, anahtarlıklar, takma bıyıklar her yerdeydi. XXX temalı yani seks ve uyuşturucu mesajları veren hediyelikler de çoktu.
Peynir, çiçek pazarından soğan laleleri, Hollanda'da clog denilen tahta ayakkabılı hediyelikler en popülerleri.
Amsterdam'daki son günümüz 19 Mayıs'tı. Tesadüfen Türklerin motorsiklet ile geçit törenine rastladık. Motorlarda Türk bayrağı dalgalanıyordu ve motorcuların sırtında "Ne mutlu Türk'üm diyene" yazıyordu. Nereye gittiklerini bilsem arkalarından gitmek isterdim. Duygu seline kapıldım, göz yaşlarımı tutabildim desem yalan.
Türklerin geçiş töreni, tarih 19 Mayıs
Yine son günümüzde Olgun'un Belçika'da yaşayan kuzenleri bizi görmeye Amsterdam'a geldiler. Çok kısa görüşmüş olsak da gelmeleri bizi çok mutlu etti. Teşekkür ediyoruz
Ayşe, Soner, Olgun, ben ve Tamer
Biz Amstardam'da 3 tam gün geçirdik. Şehirden beklentinize ve ilgi alanınıza göre şehirde kalış sürenizi ayarlayabilirsiniz. Sanata meraklıysanız ve daha çok müzeye gidecekseniz daha uzun zaman ayırabilirsiniz. Ama şehri turist olarak görmek isterseniz 3 tam gün yeterli gelecektir. Daha fazlasında da sizi sıkmaz. Uzun bir tatiliniz varsa Amsterdam gezinizi Belçika ile veya Paris ile kombine edebilirsiniz. Paris için benim yazımı okumak isterseniz tıklayın.
Amsterdam Hatırası
Fotoğraflar çok hoş! Elinize sağlık.
Emeklerinize sağlık. Yazınız da fotoğraflarınız da okuyucuya ışık tutuyor..
Çok güzel olmuş.Öğretici ve sade.Elinize sağlık.
Teşekkür ederim güzel yorumlarınız için!
Ocakta amsterdama gidicem cok faydali bir yazi olmus tesekkur ederim
İyi gezmeler olsun şimdiden, soğuk bir gezi sizi bekliyor
Ocak ayında ben de gidecem amsterdama tesadüf ki ben de ibis den rezervasyon yaptırdım yazinizdan en cok faydalandigim hususlar ulaşım kartı ve istanbul corbacisi
benim icin yemek önemli: )
Amsterdam’ı gayet güzel anlatmışsınız.Yurt dışına il çıkışım olacak.Amsterdam iyi bir seçim mi bilmiyorum.Ben de ibis otelden rezervasyon yaptırdım.Umarım iyi vakit geçiririm.İpuçları için de teşekkürler..
Merhaba Murat Bey, Amsterdam ilk yurtdışı için iyi bir seçim bence. Biraz soğuk ama Avrupa’da neresi sıcak ki? Amsterdam kolaylıkla gezebileceğiniz küçük bir yer, turist dostu. \r\nIbis Otel birkaç tane var Amsterdam’da sizinki hangisi? Bizimki olmayabilir, ismine dikkat edin ki ulaşım bilgisi farklı olabilir
Türk Restoranı istiyorsanız Güllüoğlu ve Simit Sarayı’nı da unutmayın. Yazımdan yararlanmanıza sevindim, umarım keyifli, geçer.
Rezervasyon yaptığım ibis otel centrala yakın olan.ibis Styles Amsterdam Central Station otelin ismi.Çoğu yere yakın diye orayı seçtim. Bir sorum daha olacak ;toplu ulaşım kartını havalimanindan temin edebiliyor muyuz?
Centrale yakın olanın yeri gerçekten çok iyi. Doğru bir seçim yapmışsınız. Biz şehre uçak ile değil, trenle ulaştık. O yüzden gvb kartını şehirden aldık. GVB’nin sitesinden havaalanından alınabilir mi bilgisine ulaşabilirsiniz belki.
Teşekkürler: ))
Murat Bey, daha gitmediyseniz söyleyeyim, havalimanından GVB kartını alabiliyorsunuz.\r\nİyi eğlenceler…\r\nhttps://ozermurat.wordpress.com/2014/10/23/amsterdam/
Murat bey geç de olsa teşekkür ederim yardımınız icin.Dediğiniz gibi hava limanından alınabiliyor kart fakat makinadan almak gerekiyor, ben de kredi kartı kullanmak istemediğimden tek kullanimlik tren bileti alarak centrala ulaştım.Şehir merkezinde neredeyse heryerden alınabiliyor GVB karti.Aramak istemiyorum diyorsanız central station dan çıkmadan GVB kart temin edilebilir, ben de detayli anlattım ki belki okuyan baska biri faydalanır. .
Merhaba melike hnm.biz eşimle bir çılgınlık yapıp 14 şubatta amsterdama gidicez ve ingilizce sewiyemiz pek iyi değil. Schipolün karsısındaki ibiste kalmayı planlamıştık ve kasabalarına gitmek için araç kiralamayı düşünmüştük.sizce ne yapmalıyız
Selamlar! Bence çılgınlık ve Amsterdam kelimeleri çok örtüşüyor, o anlamda iyi bir karar vermişsiniz. Otelinizin yeri de çok iyi. Ayrıca Amsterdam turiste çok alışkın, İngilizceniz çok iyi olmasa bile sizi anlamak için ellerinden geleni yapacaklardır. Araç kiralama konusunda da kendinize güveniyorsanız neden olmasın? Hava buzlu olursa da kullanabilir misiniz? Araba kiralamak yerine günlük turlar da düşünülebilir, hem rehber anlatımından da faydalanabilirsiniz. İyi eğlenceler şimdiden!
Peki günlük turlardan nasıl haberdar olucaz. Ayrıca internetten faydalanmak için hava alanından alabilceğimiz telefon hattı hakkında bilginiz var mı.şimdideen çok teşekkür ederim
Havaalanindan alinabilir mi bilmiyorum ama merkezde cogu yerde 10 euroya 1 gb internetli hatlar satılıyor. Ben vodafone red tarifesindeydim günlük 10 liraya ayni tarifemi orda da kullanmistim, aynı olay turkcell ve aveada da var sanırım.Tur ile ilgili de yine çoğu yerde ofisler var .Melike hanım sizden once yanitladigim icin kusura bakmayın,biliyosunuz ilk yurt dışı seyehatimdi :- )
Selamlar tekrar. İnternet hakkında hiç bilgim yoktu, o yüzden cevap için teşekkürler Murat Bey! Biz sadece wifi olan yerlerden girmiştik internete. \r\n\r\nGünlük tur olarak da http://www.amsterdamcitytours.com/ gibi sitelere başvurabileceğiniz gibi, Centraal Station’dan alacağınız biletler ile Den Haag, Rotterdam ve Utrecht gibi şehirlere trenle gidebilirsiniz.\r\n\r\nVeya araba kiralayıp özgürce de takılabilirsiniz
Ekim ayında bizde gitmiştik süre kısıtlı olduğu için çok fazla gezememiştik.Çok detaylı açıklayıcı bir yazı olmuş.Yakın zamanda bende anlatacağım gezimi.Beklerim sizide
Merhaba �� son fotoğrafınIzin olduğu köprünün ismi nedir hatırlıyor musunuz ? Seyahat planı hazırlıyorum sayenizde not almak istedim ���� gezilerinizin devamını dilerim

Selamlar! Son köprünün adını bilmiyorum maalesef. Ama mutlaka görürsünüz, veya ona benzer başka bir manzara yakalarsınız. Amsterdam sokakların birbirine çok benzediği bir yer çünkü. İyi gezmeler dilerim size de!
ellerinize sağlık…\r\nben de nisan’da kısmetse Amsterdam’dayım. GVB kartını, Marken ve Volendam’ a giderken de kullanabiliyor muyuz, yoksa sadece şehir içi mi? Bir de otobüse binince, duraklar metrodaki gibi görsel veya anonslarla duyuruluyor mu? Durak isimleri bir yerde yazıyor mu, otobüsten nerede ineceğiz önemli çünkü
gvb karti sadece sehir icinde geçiyor sanıyorum. Volendam icin yeni bilet gerekiyor olabilir. Yine de net bilgi icin gvb nin sitesine bakmakta fayda var. \r\nŞehiriçi duraklarda duraktan gecen tramvayların numaraları yazıyor.tarmavayda da hangi durakta olduğunuzu takip edebileceğiniz bir sistem var. Ulaşımı gayet kolay halledeceginizi düşünüyorum. Iyi eğlenceler!
Ellerinize sağlık yazılar ve resimler harika sayfanızdan çok yararlandık Gvb sadece merkezde geçerli\r\nEdam,Volendam ve Marken’ gitmek için merkez tren istasyon karşısında gvb nin yeri var oradan resion day card alıyorsunuz 24 saat geçerli .Otobüslerde hem pano var hemde anons hiç korkmayın çok kolay ulaşım.
Katkınız için teşekkürler gezginci! Yararlanmanıza sevindim
Tebrik ederim cok basarili ellerinize saglik…
Çok şeker bir yazı olmuş. Zevkle okudum. Teşekkürler :))
elinize saglik , oldukca yararli bilgiler iceriyor , tesekkurler .
Cok bilgilendirici bir yazı olmus.elinize saglik..bizde ekim ayinda 3 gunlugune gidiyiruz sizinle ayni otelde kalacağız.aldiginiz ulasim karti gece de kullanilabiliyormu yoksa night bus lara mi binmemiz gerekiyor? Siz gece ulasimini nasil hallettiniz? Tesekkurler..
Merhaba, biz hep otobüsü kullandık, hiç night bus olayına girmedik. Ama gündüz erken saatte gezmeye başladığımız için gece 12 olmadan odaya gidiyorduk diye hatırlıyorum. Gece hayatına aksaydık otobüs bulur muyduk bilmiyorum…
Merhaba yazınız Çok bilgilendirici. Ikıncı kez gelmeme ragmen cok yararlandım. Notlar aldım.su anda bu yorumu amsterdam’dan yazıyorum. Havaalanındaki tren istasyonun bilet satıs gisesinde tren ve gvb de gecerli 24,48,72 saatlık kartlar satılıyor.72 saatlik olan 25€. Hem sehir icinde hem de sehir dısına yapılacak kısa gezıler ıcın ıdeal.
çok teşekkürler arkadaşlar, faydAlı ve keyıflı bır YaZı okudum
Tşk ederim sayenizde iki Gündür kahvaltı orucunu istanbul caFe de yaptım :))
cok güzel bir anlatım…gideceğim bütün yerler için önce ayağımın tozuyla ya bir göz atıyorum
daha cok yer gezin biz d eokuyalım
tesekkürlerrr
Vakit ayırıp yorum bırakan herkese çok teşekkür ederim, sevgiler!
Cok tessekkürler elinize saglik\r\n
çok hoş
Merhabalar ,öncelikle gezi sitenizi çok faydalı ve akıcı bulduğumu belirtmek isterim.Elinize sağlık.Geçen yaz kardeşimle birlikte yaptığım amerika seyahatinden önce de özellikle new york yazınız çok faydalı oldu.Bulvar ve cadde numaralarını da yazınızda belirttiğiniz için hemen her yeri elimizle koymuş gibi bulduk.bunun için de ayrıca teşekkür etmek istiyorum
30 martta beni yine başka bir seyahat bekliyor.bu sefer arkadaşlarımla birlikte hollandaya gidiyoruz.İlk durağımız amsterdam olacak.Orada 3 gün kalıp rotterdam’a geçeceğiz ve 2 gün orada kalacağız.Ancak uçağımız AMSTERDAM’DAN KALKACAĞI İÇİN TEKRAR AMSTERDAMA DÖNMEMİZ GEREKİYOR.Şehirler arası tren seyahati için gvb kartı kullanabilir miyiz?ayrıca önceden bilet rezervasyonu gerekir mi?Bu konularda bilginiz varsa ve yardımcı olursanız çok sevinirim.Teşekkürler
Merhaba Seda Hanım, size seyahatlerinizde rehberlik edebilmiş olmak ne güzel! Gvb kat Amsterdam’ın içinde geçerli diye hatırlıyorum. Şehirler arası biletler ayrıca satılıyor, rezervasyon istemiyor geneLde Avrupa şehirleri arasında. İyi gezmeler!
Merhaba.\r\nSize bu yorumu amsterdam dan yazıyorum. Dun oglen geldik buraya. Ancak aksamuzEri cikabildik disari ve bilincsizce kucuk bir tur yaptik sehirde. Eşimi sabah toplantısına yolladım. birazdan gelir heralde.şehir haritam ve sayenizde hazırladığım gezi planıyla 2 harika gün geçireceğimızı düşünüyorum. Dün Vapiano isimli İtalyan restoranında haRika makarnalar yedik. Central station a çok yakın. Başı yemekle sorunlu olanlara tavsiye ederim. Çok yakınında science center nemo var. Planlarım içinde orasını gezmek de var. Tavsiyelerine için teşekkürler. Sevgiler.
29 haziranda amsterdamdayız … yazılarınızdan faydalanacağız … çok güzel olmuş … elinize sağlık …
MElike hanIM,\r\n\r\nbloğunuzu keyifle okuyorum. her seyahat öncesi önce sizin sitenize bakıyorum, artık alışkanlık oldu. elinize sağlık
sevgiler..
Yazınızı çok beğendim. Açıklayıcı ve bilgilendirici. Emeğinize sağlık. Ben de Amsterdam ve Bruges anılarımı bloğumda yayınladım. Ziyaret etmek isterseniz. Sevgiyle kalın.\r\n http://burrrcukkk.blogspot.com.tr/
YAZINIZ, GERÇEKTEN ÇOK İÇTEN VE SAMİMİ.SİZ ANLATIRKEN SANKİ BEN DE SİZLERLE BERABER ŞEHRİ GEZDİM
VE TATİLİMİZ İÇİN ÇOK FAYDALI BİLGİLER EDİNDİM; HATTA BİR KISMINI ÖZELLİKLE DÜKKAN VE CADDE İSİMLERİNİ NOT ALDIM.BİZDE EŞİMLE BİRLİKTE PAZAR GÜNÜ AMSTERDAMDA OLACAĞIZ 5 GÜNLÜK ORGANİZE ETTİK TATİLİMİZİ BELKİ BİR GÜN BRÜKSELE KAÇARIZ DİYE DÜŞÜNÜYORUM. TK KORKUM HAVA MUHALEFETİ UMARIM GÜNEŞLİ OLUR.
Ellerinize saglık çok begendim yazıyı.
\r\nAYNI ŞEYLERE YAKIN ŞÖYLE BİR YAZIMI DA OKUMANIZI İSTERİM.\r\nhttp://www.mylittleworldtour.com/amsterdam/
Merhaba Melike hanım, ben de yazılarınızı zevkle okuyanlardanım.Her yurtdışı seyahatim öncesi notlarınızdan yararlanıyorum.Çok açıklayıcı ve güzel yazıyorsunuz.Elinize emeğinize sağlık.Sevgiler…
Harika bir yazı çok bilgilendirici herşeyi not aldım. Sanırım gittiğimde elimle koymuş gibi heryeri bulabilicem
Ellerinize sağlık
oh ne güzel, iyi eğlenceler dilerim!